jump to navigation

Eğitimde 4 + 4 + 4 11 Nis 2012

Posted by evaciton in Eğitim.
Tags: , , , , , , , , , , , , , , ,
trackback

Şu anda ana okulları bu yasa hakkında ellerinden geleni öğrenip biz velilere aktarmak için çaba içerisindeler. Henüz benim de önden bir bilgim yok ancak aşağıda okuyacaklarınız bunun öncesindeki çalışmalar ve istatistiklerle ilgili.

Yuva için erken mi? adlı yazımda Hayat Boyu Öğrenimle ilgili bazı belgelerden çıkarımlarım paylaşacağımdan bahsetmiştim.

2010 yılında değerli hocamız Dr. Rıfat Barokas, Kadir Has ve Louis Berger üçgeninde, Türkiye’nin eğitimde, AB standartlarına ulaşması amacıyla yürütülen Hayat Boyu Öğrenim konulu ihaleye katılmak amacıyla bir literatür tarama ve ihaleye hazırlık ekibi kurmuştuk. Üzerinden iki yıl geçmiş. 2 Nisan 2012 Salı günü Dr. Barokas’ı son yolculuğuna uğurladık. Çoktandır bu konuda yazmak istiyordum bugünlere nasipmiş.

 “7 çok geç”mi? – “5 çok erken”mi?

 HBÖ’nün amacı okullaşma yaşını erkene almak, genel okullaşma seviyesini ve özellikle de kız okullaşma seviyesinin artmasını sağlamak idi. Bugün HBÖ’ye dair maillerimi tararken bazı belgeleri yeniden inceleme fırsatı buldum.

Son günlerde 4+4+4 yasasıyla birlikte çok şey yazıldı. Bu yazı din ve imam hatip okullarına değil okullaşma yaşına dair.

Rastladığım belgelerden biri Early Education Initiative, yani AÇEV’in 7 çok geç kampanyasının İngilizcesi. Bu belgede bizzat kampanyanın, 60- 72 ay aralığındaki çocukların anaokulu eğitiminin, doğrudan zorunlu okul kategorisine dahil edilmesini savunduğundan bahsediyor. Bu arada açıklama getirmek gereken yön şu; bizimkiler bu yıl başında 3 yaşındaydılar. Yl içerisinde peyder pey 4 yaşlarını bitirdiler.  Aynı çocuklar  yuvada 4 yaş grubu olarak adlandırılıyorlar. Bu durumda tahmnimce 6 yaş olarak nitelendirilen grup yüksek ihtimalle 60 ayı bitirmiş ve yıl içerisinde 6 yaşına doğru yol alan çocukları kapsıyor.  

“ERI is one of the partners of the “7 is Too Late” campaign led by Mother and Child Education Foundation (AÇEV). The campaign aims to raise public awareness regarding the importance of early childhood education. ERI is currently supporting AÇEV in advocating for inclusion of one year preschool education for 60-72 months age group into compulsory education.”

Bu kampanyanın destekçileri arasında Sabancı kampüsünde bulunan İstanbul Politikalar Merkezi, Open Society Institute, AÇEV, Aydın DoğanVakfı, Bahçeşehir Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, TAV,Vehbi KoçVakfı ve Kariyer net bulunmakta.

Daha fazla bilgiyi AÇEV’in kendi sitesinden aynen alıyorum

“Türkiye’de erken çocukluk eğitiminin önemi konusunda kamuoyunda farkındalık yaratmak ve kaliteli okul öncesi eğitiminin çağdaş ülkeler düzeyinde bir yaygınlaşmaya ulaşmasını sağlamak amacıyla 2005 yılında başlattığımız “7 Çok Geç” Kampanyası devam ediyor…

Aradan geçen 5 yıl süresince özellikle kamuoyunun bu konuda bilinçlenmesi yönünde önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Ayrıca, okul öncesi eğitime katılımda 4- 6 yaş grubunda %16’dan %39’a ulaşmak suretiyle %144 oranında bir artış olmuştur. AÇEV’in çalışmaları doğrultusunda umut verici bir gelişme olarak, yeni Milli Eğitim Bakanı tarafından; okul öncesi eğitimin öncelikli konulardan biri olarak ele alınacağı ve 5- 6 yaş grubu için kademeli olarak zorunlu eğitime geçileceği açıklanmıştır. Ayrıca, alt yapısı uygun 32 ilde, 2009- 2010 eğitim yılında okul öncesi yaş grubundaki tüm çocukların faydalanacağı şekilde uygulamalara başlanmıştır. 2010- 2011 eğitim yılında ise 25 ilin daha zorunlu okul öncesi eğitim kapsamına alınacağı bilgisi paylaşılmıştır.”

Diğer yandan rastladığım bir başka belge ise Türkiye Hayat Boyu Öğrenme Strateji Belgesi Ve 2009- 2013 Dönemi Hayat Boyu Öğrenme Faaliyet Planı oldu. Buna göre;

 “Bireyin gelişiminin büyük bölümünün okul öncesi eğitim çağında tamamlandığı bilinmektedir. Bu yaşlarda eğitimden yoksun kalan çocukların uğradıkları kayıpların ileriki yaşlarda telafisi çok güçtür. Okul öncesi eğitime katılım oranının arttırılması çalışmaları sürdürülmekte olup, 2013 yılına kadar %50’ye ulaşması hedeflenmiştir. Mevcut okullaşma oranı (4–5 yaş) % 33,9 olup (Avrupa Birliğinde 4 yaş okullaşma oranı % 86,8’dir) bu hedef doğrultusunda çalışmalara hız verilmelidir.

 2008–2009 eğitim döneminde ortaöğretimde net okullaşma oranı % 58,5 olarak gerçekleştiğine göre, ortaöğretim çağı nüfusunun büyük çoğunluğunun okul dışında, iş yaşamında ya da işsiz olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Örgün eğitimde eğitime erişimin artırılması için, taşımalı eğitim, yatılı bölge okulları vb. yollara başvurulmaktadır. 2008–2009 eğitim-öğretim döneminde yatılı ilköğretim bölge okullarındaki toplam öğrenci sayısı 263 bindir. Taşımalı eğitim ile toplam 683 bin öğrenci okullara ulaştırılmaktadır. Düşük gelirli ve kırsal kesimde yaşayan ailelerin çocuklarının, engelli çocukların ve özellikle kız çocuklarının eğitime erişimi açısından zorluklar yaşanmaktadır.

Haydi Kızlar Okula Kampanyası”, “Baba Beni Okula Gönder”, “Şartlı Nakit Transferi Programı”, “Eğitime %100 Destek Programı” gibi çalışmalarla eğitime erişilebilirlik artırılmaya çalışılmaktadır.

Özellikle ilköğretimde okullaşma oranında önemli bir artış sağlanmış olmasına karşın, 2008 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne göre halen zorunlu eğitim çağında olup okula gidemeyen 6–13 yaş çağ nüfusunda yaklaşık 276 bin çocuk bulunmaktadır. İlköğretimde kız çocuklarının okullaşmasının, erkek çocuklarının okullaşmasına oranı (cinsiyet oranı) % 97,9’dur. Son yıllarda orta öğretim seviyesindeki okullaşma oranında bir artış sağlansa da bu oran halen ideal seviyede değildir. Ortaöğretimde % 89 olan cinsiyet oranının ilköğretimdeki orana nazaran düşük düzeyde kalması dikkat çekmektedir.

Okuma yazma bilenler kategorisinde kadın nüfusun erkek nüfusa oranı % 83’dür. Dolayısıyla, sosyo-ekonomik gelişimi açısından Türkiye’nin önündeki en önemli problemlerden birisi, nüfusunun yarısını oluşturan kadınların eğitime erişiminin sağlanmasıdır.

İlköğretimden ortaöğretime geçiş oranı % 85’dir. İlköğretimden mezun olduktan sonra okula devam etmeyenlerin oranı, Türkiye genelinde % 15’dir.

Ayrıca, mesleki eğitimin, ortaöğretim içindeki payı düşüktür. Ortaöğretim içinde mesleki ve teknik ortaöğretimin payı 2008–2009 eğitim-öğretim döneminde % 40,8’dir. İlköğretimden ortaöğretime geçiş sisteminde, öğrencilerin ilgi, beceri ve kabiliyetlerinin yeteri kadar dikkate alınmaması, ilköğretimdeki yönlendirme sisteminin etkin olarak işletilememesi, mesleki eğitim öğrencilerinin yükseköğretime geçişteki dezavantajlı durumu ve eğitim-istihdam ilişkisinin yeterince kurulamamış olması, mesleki eğitimin ortaöğretim içindeki payının artmasını engellemektedir.

OECD ülkelerinde 25–34 yaş arası kadınların ortalama %33’ü, erkeklerin %28’i yüksek öğrenim mezunudur. Türkiye’de bu oranlar; kadınlar için %7.1, erkekler için %10.7’dir. Bu oranlarla Türkiye, kadınlarda, OECD ülkeleri içinde sonuncu sırada, erkeklerde ise Portekiz’den sonra sondan ikinci sırada gelmektedir.

Çalışma çağındaki nüfusun içinde, yükseköğrenim mezunlarının oranı %12’nin altında olan Türkiye, Çek Cumhuriyeti, İtalya ve Slovakya Cumhuriyeti gibi OECD ülkeleri ile %35’in üzerinde olan Kanada, ABD, İsveç ve Japonya gibi OECD ülkeleri arasında önemli fark vardır. Cinsiyetler açısından değerlendirildiğinde, Kanada, Finlandiya, İsveç ve Yeni Zelanda’da çalışma çağındaki yüksek öğrenimli kadın nüfusu, aynı kategorideki erkek nüfusun oranını geçmektedir. Buna karşılık, Kore ve İsviçre’de yükseköğrenim mezunu erkek nüfusun oranı, kadın nüfusuna kıyasla hayli yüksektir.

Reklamlar

Yorumlar»

1. ÇokBilmiş - 25 Nis 2012

Benim bu yazılardan anladığım: 60-72 ay arası çocuklar “okul öncesi” eğitim çağındadır. Yani yuva çocuklarıdır. Ancak bu “okul öncesi eğitim” kurumsallaşmalıdır.

Yani kastedilen 5 yaşında çocuğun ilkokula başlatılması değil, yuvaya gitmenin zorunlu hale getirilmesi. Dolayısıyla da 4+4+4 sistemi ile aynı sonuca ulaşmıyor.

Doğru mu anlamışım?

evaciton - 26 Nis 2012

Ben öyle anlıyorum. Sonuçta 1+ yı geri çektiler.
AÇEV ve Hayat Boyu Öğrenim projesindeki amaç okullaşma oranını ve hayata hazırlanma oranını arttırmak. Böylece AB standartları düzeyinde eğitim almış ve boşluk olan alanlarda istihdam edilebilecek meslek eğitimi birey oranını arttırmak.
Bu konuda yazacak çok şey var, ayrı bir yazıya konumlandırmaya çalışacağım. Ayrıca ÇYDD’de 14 yıl gönüllü çalışmı bir ahbabımız bu sistemin Anadolu için çok daha önemli ve mantıklı olduğunu çünkü orada ilköğretim öncesi bir okul olmadığını belirttiğini de eklemem lazım. İkna edebilirsem misafir olarak yazmasını rica edeceğim 🙂
Çocuk bunun sinyalini veriyorsa, ailenin bütçesi varsa annenin çocuğunu yuvaya vermesi taraftarıyım. Bu konudaki fikirlerim için eğitim kategorisindeki yazılarıma göz atabilirsin.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: